Firarda ki martılar


Türkiye’de Cumhuriyetin kurulması ile beraber ard arda gelen devrimler, sanayileşme ve ekonominin merkezileşmesi sonucunda kırsaldan kentlere göç dalgalarıda ard arda gelmiş, öyle ki 1937’de köy olan karabük 1995 yılına gelindiğinde il olmuş, işte bu kadar büyük bir göç ve göçün yarattığı etkileri kısaca ele alacak ve yorumlamaya çalışacağım ve sonra 2015’de başlayan ve tersine göçten bahsedecek ve biraz anlamaya çalışacağız, sizleri yazının devamına alalım.

Göç nedenlerini temel olarak ele aldığımızda gönüllülük ve zorunluluk olarak iki farklı açıdan bakmamız mümkün, insanların göç etmelerinin ardında pek çok neden bir arada barınıyor olabileceği gibi öne çıkan bazı temel nedenlerin de ağırlıkta olduğu da bir gerçek,

Gönüllülük

İnsanlar pek çok sebepten göç ederler, yaşadıkları yerlerin kendi beklentilerini karşılayamaması, yeni yerler görmek, yeni deneyimler edinmek, kendini sosyal bilişsel ve ekonomik olarak geliştirmek istemek vb. Sebepler ile göç gönüllülük olarak adlandırılabilir

Zorunluluk

Zorunluluk nedeni ile göç konusunda çok yakın geçmişte ve hatta günümüzde önerdiğini gördüğünüz sebepler başlıca faktörlerdendir,

Savaşlar, etnik ve kültürel dışlamalar, soykırımlar bu durum başlığı altında ilk sırada yer aldığı gibi, ekonomik ve ihtiyaca dayalı sebepler de yine listenin üst sıralarında yerini almakta, en yakın örneği ise hemen sınırımız çevresinde gelişen iç savaş ve buradan kaçmak zorunda bırakılan Suriye halkının bir kısımını görmekteyiz,

Türkiye’de kentlere göç dalgalarının başlıca nedenleri ekonomik ve ihtiyaca dayalı sebeplerden, sanayileşmenin gelişmesi ile kırsalda istihdam bulamayan ve üretim kabiliyetini kaybetmiş insanlar sanayii bölgelerine göç etmişler.

Gelişme

Sanayileşme ile büyümeye başlayan bölgelerde önce gecekondulaşma başlamış ve nüfus yerleşik bir hal almış, kırsal kesimden gelen halk beraberinde kültürlerini ve kendi yaşam şekillerini de bu bölgelere taşıyarak ara kültürler ortaya çıkarmışlar,

Tabii bir anda nüfus patlaması olan bu bölgelerde zorunlu ihtiyaçlara ulaşım ve kısıtlı kaynaklara ulaşım da zor durumda kalmış ve uzunca bir süre gerek sağlık gerek alt yapı gerekse eğitim yönünden yetersiz kalmışlar, istihdamın da kısıtlı olduğu bölgelerde kentleşmeye başlayan halk giderek ekonomik olarak zora girmiş,

Ancak varını yoğunu elden çıkararak büyük şehirlerde yaşamaya gelip, yine de aradığını bulamayan halk geriye de dönememiş ve büyük kısımı göç ettikleri yerlerde kalmışlar, hal böyle olunca insanlar birbirlerine destek olabilmek için zamanla mahalle kültürü ve dernek kültürlerini geliştirip hemşehrilicilik refleksi ile kentlerde gruplaşmışlar,

Mesela bazı semtlerde Karadenizliler yoğunken bazılarında iç Anadolu dan gelenler ağırlıklı şekilde ikamet etmeye başlamış

Günümüz

Bugüne baktığımızda İstanbul’un nüfusu Avrupa’daki onlarca ülkenin nüfusundan çok daha kalabalık bir hal almış durumdadır, yerleşik kayıtlı nüfus 15.5 milyon iken bunlara kayıtlı olmayanlarda eklendiğinde yaklaşık 20 milyonun üzerinde devasa nüfusu e İstanbul tam anlamıyla mega kent haline gelmiştir,

Kentleşmenin ve mega kent olmanın da tabii ki bedelleri oluyor bunlara örnek olarak; yaşamın pahalılaşması, zorunlu ihtiyaçlara ulaşımın zorlaşması, eğitim kalitesinin düşmesi, sağlık ve eğitim kapasitelerinin yetersiz kalması, şehir içi ulaşım sürelerinin artması (çok daha kısa sürelerde birden fazla şehire yolculuk yapılabilmektedir) gibi pek çok durumda eklenebilir,

Tüm bu faktörleri ele aldığımızda bir mega kentte yaşamanın ne kadar zor, masraflı ve yıpratıcı olduğunu görmek hiçte zor değildir,

Tersine göçün başlaması

İstanbul’da tüm şartların her geçen gün daha da kötüye gitmesi ve bu kentin sırtına binen taşıyabileceğinden daha ağır yükler de görmezden gelinemez ve gelinemedi de…

beş yıl önce istanbul, tarihinde ilk defa dışarıya göç verdi! ve göç vermeye de devam ediyor, 2015-2016 ylında 71.307 kişi bu mega kentten kaçtı ama bu sonun başlangıcı aslında…

takvimler 3 yıl sonrasını gösterdiğinde ise 2018 yılında mega kent istanbul 210.000 kişilik net bir göç verdi ve vermeye de devam ediyor, bana en yakın örneği ise kendi ailem ve akrabalarım, halalarım, kardeşim kuzenlerim ve daha falzası istanbul’u geride bırakıp ege de yerleşik bir hayat kurmayı başardılar,

‘başardılar’ diyorum çünkü şehir karmaşasına ve betonda yaşamaya alışmış insanlar için daha küçük kentlerde, bölgelerde ya da kırsalda yerleşik bir hayat kurmak gerçek anlamda bir başarıdır, çünkü bütünü ile bildiğiniz tüm bu düzenden uzaklaşmak ve yeni bir yerde yeni normlar ile hayat kurmaya çalışmak tam bir meydan okuma ve cesaret işidir aslında.

bunu deneyip başaramayan ve dönmek zorunda kalan onlarca örneği de var cevremizde, peki ama başaranlar bunu nasıl yaptılar ? hangi şartları ne kadar zorladılar ? nelerden fedakarlık yaptılar ? ve sonuncunda ne elde ettiler ya da ne oldu ki orada kaldılar ya da dönemediler ?

İstabul cazibesini neden kaybediyor ?

bu bir gerçek ! istanbul artık eskisi kadar cazip bir yer değil, yani nasıl olabilir ki? düşünsenize evinden işine 2 saatte gidiyorsun ve aynı sürede İstanbul’dan yalovaya da gidebilyorsun, yani gittiğin yer belki burunun dibi ama ona ulaşmak ne kadar da zor! sadece bu durum bile insanın ruhunu darlamaya yetiyor! yani başınıza birşey gelse ambulansın gelmesi onlarca dakikayı bulabiliyor tabii hastaneye ulaşabilmeniz de öyle! kısacası istanbul’da bir kaza geçirirseniz hayatta kalmanız trafikteki sürücülerin ambulansa yol vermesine bağlı,

Türkiye genelinde ki AVM’lerin sayısı 436, bunların %28.6’sı yani 125’i İstanbul’da, 125 AVM yi 39 ilçeye böldüğümüz de ilçe başına 3,2 adet AVM düşüyor!

Yalnızca benim oturduğum semtte yürüme mesafesinde 4 adet AVM var ; İsfanbul (ViaLand), White Hill, Eyüp Park ve Biz Cevahir AVM, bu saydığım AVMlerden sadece bir tanesi yüksek kapasiteli ve mağaza sayısı olarak gerçekten gerekli sayılabilecek bir yer diğer üç AVM gerçekten boş ve içlerindeki marketler ve restoranlar olmasa yüzüne bakan yok!

Gelelim üniversiteler meselesine ! Yine kısa bir araştırma yapıyoruz ve 74’ü vakıf 131’i devlet olmak üzere toplamda 205 üniversite var, yine bu üniversitelerin yaklaşık 1/4 (%23,9) ü 49 üniversite de İstanbul’da bu da demek oluyor ki yine her ilçede en az 1 üniversite bulunuyor demek bu, yine kendimden bir örnek vereyim Kasımpaşa’dan evime gelene kadar 4 adet üniversite önünden geçiyorum ( FSM vakıf, Haliç üni, İTÜ sütlüce ve bilgi üniversitesi santral İstanbul)

Bugün dünyayı sarmış bir virüs var ve insanlar korkudan avmlere gidemiyor iken bakıyoruz ki adım başı AVM olmuş İstanbul, diğer tüm alternatifleri küçük işletmeleri canavarca yok etmişiz ve bugün rahatça alışveriş yapabileceğimiz pek fazla yer de yok! bakıyoruz ülke nüfusunun 1/4 yine İstanbul’da! arkadaş memlekette toprak mı bitti ? Köyler mi yakıldı? Kasabalar mı yağmalandı ? Neden herkes burada?? Daha da önemlisi neden bütün genç nüfus İstanbul’da ? Bu gençlere Anadolu’da kırsaldaki köylerde kasabalarda çok daha fazla ihtiyaç yok mu ? Bu gençlerin çağdaş teknolojileri toprakları ile halkları ile bir araya getirip kırsalda üretimi destekleyip güçlendirmeleri gerekmiyor mu ?

Tüm bu kalabalığa ve keşmekeş e istihdam yetersizliğini ve düşük eğitim kalitesini de koyduğumuzda İstanbul artık yaşanacak son yer bu ülkede dersem abartmış olmam sanırım, İstanbul’da bir araba aldığınızda yanında size yüksek ölüm riski, hipertansiyon ve anksiyete de hediye ediyorlar!

İşte tüm bu sebeplerden İstanbul’dan kırsala göç eden insanları anlıyor onları tebrik ve takdir ediyorum çünkü bende artık İstanbul’dan göç etmek üzereyim.

Bu yazının altında yorumlarınızı bırakabilir ya da bugrasaygi@live.com mail adresinden siz de kendi tersine göç hikayenizi benimle paylaşabilirsiniz ve belki bir sonraki firarda ki martı siz olursunuz belli mi olur ?

Yeni yazıları kaçırmamak için mail adresiniz ile abone olmayı unutmayın 👍

Firarda ki martılar” için 2 yorum

  1. I have been browsing online greater than three hours nowadays, yet
    I by no means found any attention-grabbing article
    like yours. It’s beautiful worth enough for me.
    In my opinion, if all site owners and bloggers made excellent content material as you did, the internet will probably be much more helpful than ever before.
    Greetings! Very useful advice within this article!
    It’s the little changes that will make the most significant changes.
    Many thanks for sharing! I needed to thank you for this
    excellent read!! I certainly enjoyed every little bit of it.
    I have got you saved as a favorite to look at new things you

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s